KIDEM TAZMİNATI NASIL GASP EDİLMEK İSTENİYOR?

KIDEM TAZMINATINDA FON SİSTEMİNE GEÇİLMEK İSTENİYOR!

KIDEM TAZMİNATI FONA AKTARILIRSA NE OLACAK? KIDEM TAZMİNATI NASIL GASP EDİLMEK İSTENİYOR?

İşte bilinmesi gerekenler!

KIDEM TAZMİNATI NEDİR?

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi kıdem tazminatı hakkını düzenliyor. Buna göre belirli süreli iş akdiyle çalışanlar (yani özel olarak bir işin tamamlanması için belirli süreli hizmet akdi yapanlar) haricinde işçiler, çalıştıkları işlerde en az 1 yıllık kıdemi olması halinde belirli şartları yerine getirmek kaydıyla kıdem tazminatına hak kazanırlar. Kıdem tazminatı bir hizmet yılı için asgari 30 günlük ücret tutarındadır. Continue reading

ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI NE GETİRECEK?

 

Hükümet kanunları değiştirmeye hazırlanıyor.

Hükümet kanunları değiştirmeye hazırlanıyor.

Değişiklik olursa; artık “ Geçici İş İlişkisi Kurabilen Özel İstihdam Bürosu” adı altında “işçi ticareti” yapan şirketler olacak.

“İşçi mal mı, ticareti olsun” DEMEYİN. Kanun değişirse olacak.

Artık EMEĞIN TİCARETİ BAŞLAYACAK…

Özel İstihdam Büroları, artık “araba kiralar” gibi işçi kiralayacak;

“kağıt, kalem, domates, ekmek, patates satar” gibi işçi satacak.

İş Kanununu değiştirecekler. Geçici işçiliği yaygınlaştıracaklar.

Geçici işçileri pazarlayan büroları da devreye sokacaklar. Continue reading

Küresel Sendikaların 1 Mayıs Mesajı: Hükümetler sürdürülebilir ve adil bir ekonomik canlanma için hareket geçmelidir

Büyük bir ekonomik krizle sonuçlanan finans krizi patlak vereli beş yıldan fazla bir zaman geçti. Bu ekonomik deprem finansallaşmanın, reel ekonominin finans sektörüne tabi olmasının ve yirmi yıldır artan eşitsizliğin tehlikelerini ortaya koydu. Bunun yarattığı sarsıntı milyonlarca insanın işsizlerin saflarına katılmasına ve milyonlarcasının da güvencesiz çalışmaya savrulmasına yol açtı. Çok sayıda işçi iş olanaklarıyla birlikte temel haklarını da kaybetti.

Küresel finans piyasaları sadece şimdiki ekonomik krizi yaratmakla kalmadı, son 30 yıldır ekonomik gelişmeye hâkim olan istikrarsızlığı da pekiştirdi. Bunun sonucunda, mal ve hizmet üretiminden ziyade paradan para kazanmak çok daha kârlı hale geldi.

Krize yönelik olarak, hükümetler, birlikte veya ayrı ayrı, benzeri görülmemiş bir önlem furyasına girişti; ama yaptıkları söylediklerini yansıtmıyordu. Büyük Resesyon’un depresyona dönüşmemesi için gereken somut önlemler hızla alındı, ama birçok ülkede hükümetlerin kemer sıkma politikalarını radikal bir şekilde uygulaması küresel ekonomiyi yeni bir resesyonun eşiğine getiriyor. Üstelik, bu önlemler politik meşruluktan yoksun piyasalara ve piyasa aktörlerine bıraktığı otoriteyi onların elinden geri almış da değil. Krizin temel nedenleri üzerinde durulmadığı için, gelecekte finans piyasasında ortaya çıkabilecek felaketleri önleyecek hiçbir köklü önlem alınmış değil.

Finans piyasalarının ve finans aktörlerinin baskısı kısa vadeli düşünme ve davranma tarzını körükledi. Sürdürülebilir gelişmenin üç unsurunun tümüne (ekonomik, sosyal ve çevresel gelişmeye) zarar verdi. Hakları hem ulusal hem uluslararası düzeyde hükümetlerin ve işverenlerin saldırısı altındaki emekçilerin vahim durumunu daha da ağırlaştırdı. Milyonlarca çalışan kadın ve erkek için çalışmak sömürü ve temel haklardan yoksunluk, sefalet ücreti ve berbat çalışma koşulları anlamına geliyor. Dünyaya dayatılan sömürü modeli giderek artan sayıda insanı güvencesiz veya kayıtdışı çalışmaya mahkûm ediyor ve eşitsizliğin artmasına yol açıyor.

Bankaları kurtarmak için kamu kaynakları kurutuldu. Bu ise kamu programlarında kısıntılara, eşitsizliğin artmasına, insana yakışır çalışma ve sürdürülebilir ekonomik canlanma beklentilerinin zayıflamasına yol açtı. Krize neden olan bir avuç insan için ‘canlanma’ gerçekleşti, buna karşılık krizin mağdurları ‘ceza’ya maruz kaldı. Adaletsizliğe öfke besleyen ama güçlü seçkinlere dokunamayan çok sayıda insan komşusuna (özellikle birçok sağlıklı ekonominin dayanağı olan göçmenlere) düşman kesiliyor. Çoğu insan politik çözümlerden umudu kesiyor, kayıtsızlığa ve yalıtılmışlığa gömülüyor.

Küresel sendikalar, ekonomideki adaletsizliği tersine çevirmek ve toplumsal yararı koruyan ve güçlendiren ilerici bir toplumsal vizyon geliştirmek üzere sivil toplumla dayanışma içinde olduğumuzu vurguluyor.

Bu 1 Mayıs’ta küresel sendikalar hükümetleri krize son vermek için sorumluluklarını üstlenmeye ve birlikte davranmaya çağırıyor. Hükümetler insana yakışır ve sürdürülebilir istihdam yaratmalı ve çalışma hayatında insanların haklarını savunmalıdır.

Taleplerimiz şunlardır:

  • Finans piyasalarının küresel ekonomideki baskın rolünü kısıtlamaya ve sosyal ihtiyaçları karşılayacak üretici yatırımları desteklemeye yönelik küresel düzenlemeye tabi tutulması;
  • Kaliteli, güvenceli istihdam yaratmak için (özellikle gençlerdeki işsizliği dikkate alarak) istihdama ve ekonomik canlanmaya yönelik acil önlemler alınması;
  • Eşitsizliğe ve yoksulluğa karşı mücadelenin ana unsuru olarak sürdürülebilir kaliteli istihdam sağlayacak uzun vadeli önlemlerin (eğitim dahil) alınması;
  • İklim değişikliğinin yarattığı sorunlara -karbon emisyonlarının düzeyini somut bir biçimde etkileyecek, yeşil istihdam yaratacak ve sosyal sürdürülebilirliği güçlendirecek- çözümler oluşturulması;
  • Üst gelir gruplarından ve şirketlerden daha fazla vergi geliri sağlayacak, vergi yolsuzluk ve kaçaklarıyla mücadele edecek, yasal boşlukları giderecek ve vergi cennetlerini önleyecek adil vergiler getirilmesi;
  • Hızlı finans işlemlerini önleyecek, finans piyasalarını daha istikrarlı ve daha güvenli hale getirecek bir finansal işlem vergisi getirilmesi;
  • Adaletin ve demokrasinin yerleşmesine yardımcı olmak üzere, sendikal haklara eksiksiz saygı gösterilmesi, toplu pazarlık ve sosyal diyalog sistemlerinin güçlendirilmesi;
  • Sosyal korumanın daha kapsamlı hale getirilmesi, yeterli kaynaklara sahip küresel bir sosyal koruma tabanının öngörülmesi;
  • Gıda, su, konut, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçlara hak güvencesi sağlanması;
  • Kemer sıkma önlemlerine karşı çıkılması, etkin ve güvenilir yönetimi ve etkin hizmet sunumunu sağlayacak şekilde devletin olanaklarının/kapasitesinin korunması;
  • Krizi aşmada önemli bir araç olarak kaliteli kamu hizmetlerine ve özellikle kaliteli eğitim hizmetlerine sürekli yatırım yapılması; bu, aynı zamanda, insanlara sağlıklı ve doyurucu bir yaşam sağlayacak demokratik toplumun kurulmasına da katkıda bulunacaktır.

 

TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUN TASARISI HAKKINDA SGBP AÇIKLAMASI

12 Eylül darbesinin bir ürünü olan 2821 ve 2822 sayılı Yasalar, yasakçı bir zihniyetin ürünü olarak sendikal hakların, toplu pazarlık haklarının. grev haklarının kullanımını engellemiş ve 12 Eylül’den bu yana geçen süre 31 yılı aşmasına rağmen bugüne kadar değiştirilememiştir.

2012 yılı itibariyle SGK verilerine göre işçi sayısı yaklaşık 11 milyon kişidir. Sendikalarda örgütlü işçi sayısı yaklaşık 885.000 kişidir. Toplu sözleşme kapsamındaki işçi sayısı da 580.000 kişidir. Görüldüğü üzere Türkiye’de sendikalaşma oranı % 5’lere kadar düşmüştür. Kamuda örgütlü işçi sayısının belediyeler de dahil olmak üzere yaklaşık 360.000 civarında olduğu göz önüne alınırsa özel sektörde örgütlenme oranı % 2 oranına kadar gerilemiş durumdadır.
 
Bütün işçileri ve emekçilerin en temel hakkı olan örgütlenme ve toplu pazarlık haklarını doğrudan ilgilendiren söz konusu Kanun Tasarısı, 12 Eylül darbesinin bir ürünü olan ve sendikal örgütlenme ile toplu pazarlık hakkı konusunda özgürlükçü ortamı kısıtlayan bir anlayışı yansıtan 2821 ve 2822 sayılı Yasaları çağdaşlaştırma, özgür ve demokratik bir örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı kurma hedefinin oldukça uzağındadır.
 
Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı, uygulamaya dönük bazı maddelerde olumlu düzenlemeler getiriyor olmakla birlikte, tasarının tümüne egemen olan ruh ve felsefesiyle, özgürleşme umutlarını yok eden bir mahiyettedir.
  Continue reading

HÜKÜMETİ 4+4+4 TASARISINI GERİ ÇEKMEYE ÇAĞIRIYORUZ

Sendikal Güç Birliği Platformu olarak, Hükümetin yeni bir ideolojik proje olarak kamuoyu gündemine soktuğu 4+4+4 tasarısını büyük bir kaygı ve tepkiyle karşılıyoruz.

Bilginin, bilgiye dayalı teknolojinin ve bilgi üretiminin en değerli ürün haline geldiği günümüz dünyasında, çocuklarımızı, gençlerimizi örgün eğitim dışına itmeye  hazırlanan bir tasarıyla TBMM’ye gitmek, AKP’nin son pervasızlığıdır.

Ülkenin eğitim sisteminin “kaptı kaçtı” mantığıyla, böylesine bilimsellikten uzak ve böylesine hoyratça tarumar edilmesi, tasarının hazırlayıcılarının niyetini bir kat daha sorgulanır hale getirmektedir.

Hükümetin ülkeye zorla dayatmak istediği bu tasarı;

-Türkiye için bilimsellikten ve akılcı düşünceden uzaklaştırılmış yeni bir toplum mühendisliği projesidir.
-Eğitim sistemini dinci bir model içinde yeniden şekillendirmeyi hedeflemektedir.
-Türkiye’nin toplumsal yarası kadın erkek eşitsizliği, kızlarımızın eğitim alamaması sorununu vahim bir şekilde derinleştirecektir.
-Aslında  kız çocuklarının örgün ve okul içi eğitimden uzaklaştırılması hedefinin de üstünü örtmektedir.

AKP Hükümetine demokratik parlamenter bir ülkede, seçim sistemiyle iktidara geldiğini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Demokrasinin, seçimlerden ne denli yüksek oy oranıyla çıkmış olursa olsun, iktidara muhalif siyasi ve sivil toplum görüşlerini yok sayma hakkı ve yetkisi vermediğini de hatırlatıyoruz.

AKP’nin özgür düşünen, özgürce karar veren ve özgürce iradesini kullanan bir topluma ihtiyacı olmadığı açıktır. Ama aslolan AKP, değil, bu ülkenin geleceğidir. Ve bu ülkenin de bilme inanan, düşünen ve ona göre hareket eden, sorgulayan, iyiyi ve doğruyu arayan bir topluma ihtiyacı vardır.

Platform olarak 4+4+4 projesini her şeyden önce dayatmacı, bilimsellikten uzak, çağdışı, gerici, siyasi ve ideolojik bir tasarım olarak görüyoruz.

Tasarıya tepki veren her kesimle birlikte olduğumuzu ilan ediyoruz.

Hükümeti de, “güç bende” takıntısını bırakıp, tasarıyı derhal geri çekmeye çağırıyoruz!

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Mustafa TÜRKEL
Dönem Sözcüsü

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİNİ VE MECLİS GÜNDEMİNDE OLAN TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUNU’NU TARTIŞIYORUZ!

Türk-İş İstanbul Şubeler Platformu olarak hükümetin gündeminde olan Ulusal İstihdam Stratejisi ve TBMM komisyonunda kabul edilen Toplu İş İlişkileri Kanunu’nu düzenlediğimiz bir PANEL’de her yönüyle gündeme alıyoruz.

25 Mart Pazar günü yapacağımız panelde UİS ve TİİK’in ne olduğu, çalışma yaşamına ve örgütlenme üzerine etkileri, akademisyenler ve milletvekilleri tarafından bilgilendirilecek ve önümüzdeki süreç yorumlanacak. Panelin son bir saatinde ise katılımcıların soruları cevaplanacaktır. Moderatörlüğünü TEKGIDA-İŞ Sendikası Genel Başkanı ve SGBP Dönem sözcüsü Sn Mustafa TÜRKEL’in yapacağı panelimize üye ve temsilcilerimizi ve katılmak isteyen herkesi davet ediyoruz.

Türk-İş İstanbul Şubeler Platformu

Panel Bilgileri:
Moderatör: Mustafa TÜRKEL
Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkanı ve SGBP Dönem sözcüsü

Panelistler:

  • Aziz ÇELİK – Kocaeli Üniversitesi Öğretim Görevlisi
    Ulusal İstihdam Stratejisi
  • Murat ÖZVERİ – Çalışma ve Toplum Dergisi Yayın Yönetmeni ve Hukukçu
    Toplu İş İlişkileri Kanunu
  • A.Levent Tüzel – Blok İstanbul Milletvekili
  • İzzet ÇETİN – CHP Ankara Milletvekili

Tarih: 25.03.2012 PAZAR (Cumartesi gecesi saatlerinizi bir saat ileri almayı unutmayınız.)

Saat: 13.00/ 17.00
Yer:
PETROL-İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZİ TOPLANTI SALONU                Altunizade Mh. Kuşbakışı Cd. No:23 Altunizade/ÜSKÜDAR

 İletişim:
Rabia ÖZKARACA ÖVER 0 533 443 69 39
Reşat TÜYSÜZ
0 533 810 65 90
Ahmet KARATAY 0 505 411 00 60

TAKSİM CUMHURİYET, EMEK VE DEMOKRASİ MEYDANI İÇİN BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI

Taksim Dayanışması Bileşenlerine,

Bilindiği gibi, Cumhuriyet, Demokrasi ve Emek tarihimizin en önemli kentsel kamusal ve toplumsal simge alanlarından olan Taksim Meydanı ve Taksim Gezi Parkı sözde yayalaştırma ve Topçu Kışlası’nın ihyası projeleri adı altında yok edilme sürecine girmiştir. Bu proje, ilgili plan değişikliği teklifinin İstanbul Belediye Başkanlığı tarafından onaylanarak 14 Şubat 2011 günü bir ay süresince askıya çıkarılması ile resmen uygulama sürecine girmiş bulunmaktadır.

Bilimsel, teknik ve demokratik süreçler çalıştırılmadan kamuoyuna sunulan meydan düzenlemesinin geri dönülmez yanlışlara sebebiyet verecek olması üzerine 15 Şubat 2011 tarihinde biz aşağıda imzası bulunanlar  “TAKSİM DAYANIŞMASI” adı altında bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Taksim Meydanı’na hep birlikte sahip çıkmak, konusundaki ortak irademizi ve deklarasyonumuzu kamuoyuna duyurmak, bu konudaki gelişmeleri ve görüşlerimizi açıklamak üzere sizleri 17 Mart 2012 Cumartesi Günü Saat 14.00’de Taksim Meydanı’nda yapılacak olan kitlesel basın açıklamasına davet ediyoruz.

Katılımınızı ve duyurularımıza katkınızı önemle dileriz.
Not: 17 Mart Saat 13.00’te Tünel’de toplanılacaktır.

“TAKSİM DAYANIŞMASI”

İletişim:

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Telefon: 0212 251 49 00
Faks: 0212 251 94 14
E-posta: mimarist@mimarist.org

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi
Telefon: 0212 275 43 67
Faks: 0212 272 91 19
E-posta: spoist@spoist.org

http://www.facebook.com/TaksimDayanismasi

http://petrol-is.org.tr/haber/taksim-cumhuriyet-emek-ve-demokrasi-meydanina-sahip-cikalim-5474

http://www.tekgida.org.tr/Oku/4615/Taksim-Cumhuriyet-Emek-Ve-Demokrasi-Meydanina-Sahip-Cikalim

GÜVENCELİ VE SENDİKALI BİR İŞ, ŞİDDETSİZ BİR YAŞAM!

Bizler kadınız. İşçi evlerinin kadınları…
Yani hem evde, hem işte çalışanlarız…
Yani yaşamları ve beklentileri benzer olanlar.
Tenceremizde kaynayan bir kap yemek de, çocukla-rımızı gönderdiğimiz okullar da, kurduğumuz hayal -ler de benzer birbirine…

GÜVENCELİ VE SENDİKALI BİR İŞ, ŞİDDETSİZ BİR YAŞAM İSTİYORUZ!

SENDİKAL GÜÇBİRLİĞİ KADIN KOORDİNASYONU 8 MART ÇALIŞMALARI İÇİN İZMİRDEYDİ!

İzmir Şubeleri ile 8 Mart Toplantısı:

SGBP Kadın Koordinasyonu 15 Şubat 2012 Çarşamba günü 8 Mart etkinliklerinin ortaklaştırılması ve süren direnişlerle dayanışma amacıyla İzmir’deydi. İlk olarak SGBP Kadın Koordinasyonu İzmir Şubeleri ile Deri-İş ve Basın-İş Şube binasında toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya SGBP Kadın İzmir Şube Başkan ve yöneticilerinin yanı sıra Petrol-İş Sendikası İzmir Aliağa Şubesi Evkadınları Komisyonu da katıldı.

Toplantıda Sendikal Güçbirliği Platformunun nasıl oluştuğu ve neler yaptığı, Sendikal Güçbirliği Platformu Kadın Koordinasyonun kurulması ve bu güne kadar yapılan çalışmalar hakkında bilgi verildi. Planlanan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri hakkında bilgilendirme yapılarak İzmir Şubelerinin görüş ve düşünceleri de alınarak çalışmaların ortaklaştırılması yönünde görüşmeler yapıldı.

İzmir Şubelerinden söz alan Şube Başkanları ve yöneticileri İzmir Sendikalar Birliğinin mücadelelerinden ve ortak çalışmalarından bahsettiler. Sendikal Güçbirliği ve Kadın Koordinasyonundan beklentilerini ve önerilerini dile getirdiler. İzmir Sendikalar Birliğinin 25.02.2012 tarihinde Elit Düğün Salonunda yapılacak olan Billur Tuz ve Savranoğlu İşçileri ile Dayanışma Şenliğine ve 8 Mart Haftasında yapılacak olan salon etkinliğine Kadın Koordinasyonundan katılım sağlanması kararlaştırıldı. Ayrıca 11 Mart 2012 tarihinde SGBP Kadın Koordinasyonun İstanbul’da yapacağı salon etkinliğine Rafine ve Savranoğlu direnişinden kadınlarında katılmalarının kararı verildi.

Billur Tuz İşçisi Yalnız Değildir!

Toplantının ardından İzmir Şubeleri ile birlikte buluşularak Billur Tuz Direnişi ziyaret edildi. KADINLAR; EVDE, İŞYERİNDE, DİRENİŞTE pankartı arkasında kortej oluşturularak yürüyüş ve sloganlarla direniş yerine ulaşıldı. Direnişlerinin 45. Günlerinde yapılan ziyaret coşkulu ve kitleseldi.

İlk olarak Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkan Danışmanı Gürsel Köse söz alarak; Dayanışmaya gelen sendikaları teker teker sayarak teşekkür etti ve Rafine Billur Tuz üyelerinin yaşadıkları sorunları ve mücadele sürecini anlattı.  Kazanana kadar mücadelelerinin devam edeceğinden bahseden Köse, Billur Tuz işverenini işçilerin haklarına saygı duymaya davet etti. Ziyaretlerin direnişlerine güç kattığını belirterek yılmadan mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

SGBP Kadın Koordinasyonu adına Tez Koop-İş Sendikasından İstanbul  5 Nolu Şube  Başkanı Rabia Özkaraca Över söz alarak, Kadın Koordinasyonu ve 8 Mart etkinlikleri programını anlattı. İzmir Sendikalar birliği ve Sendikal Güçbirliği İzmir Şubelerinin çok güzel bir mücadele ve dayanışma içinde olduklarından ve diğer bölgelere örnek teşkil edeceğinden bahsetti. Direnmekten ve mücadele etmekten başka çıkar yol olmadığını dile getiren Över, Direnişlerle Dayanışma için İstanbul’da da çalışma yürüteceklerini dile getirdi.

Över’in ardından Tümtis Sendikası İzmir Şube Başkanı Şükrü Günseli söz alarak sermayenin saldırıları karşısında yapılacak tek şeyin direnmek ve mücadele etmek olduğunu sözyledi. Dayanışmanın önemine vurgu yapan Günseli mücadelenin tüm işçiler adına yapıldığını kazanımların da tüm işçilerin kazanımları olacağını ifade etti. Billur Tuz direnişinin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yanında olacaklarını vurguladı.

Son Olarak Tez-Koop-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Birol Aslanoğlu söz alarak, Billur Tuz direnişçilerini selamlayarak mücadelenin hak mücadelesi olduğunu, kazanmak için dayanışmayı yükseltmek gerektiğini ifade etti. İzmir şubeleri olarak mücadelelerini ortaklaştırmaya devam edeceklerini vurgulayan Aslanoğlu, Kadın Koordinasyonuna ziyareti için teşekkür etti.

Savranoğlu İşçisi Direnişin Simgesi!

Billur Tuz Direniş ziyaretinin ardından direnişlerinin 200. Gününde olan Savranoğlu Deri İşçileri ziyaret edildi. Billur Tuz İşçileri de ziyarete katıldılar. Pankartla, sloganla alkışla yürüyüş korteji halinde Savranoğlu Deri İşçilerinin direniş çadırına ulaşıldı. Savranoğlu işçileri ziyarete gelen sınıf dostlarını coşkuyla karşıladılar. Deri-İş Sendikası ve direnişçiler adına kadın işçi Esra Baysal konuşma yaptı. Baysal Kadın Koordinasyonunun ve İzmir Şubelerinin ortak ziyaretinden duydukları memnuniyeti dile getirerek 200 gündür verilen mücadeleyi anlattı. İşverenin baskılarını, İstanbul’a sürgün edildiklerini ama her türlü baskıya rağmen yılmadıklarını,  mücadeleye devam ettiklerini kararlılıklarını ilk günkü gibi koruduklarını vurguladı. Esra Baysal’ın coşkulu konuşmasının ardından

Baysal’ın konuşmasının ardından direnişten kadın işçi arkadaşımız Sevim Özcan Nazım Hikmet’in “Akrep Gibisin Kardeşim” şiirini okudu.

Şiirin ardından SGBP Kadın Koordinasyonu adına Tez Koop-İş Sendikası İstanbul 5 Nolu Şube Şube Başkanı Rabia Özkaraca Över söz alarak, direnişleri selamladı. Kadın Koordinasyonu ve 8 Mart etkinlikleri programını anlattı. AKP Hükümetinin dayatmalarından, sendikalara kurdukları baskılardan bahsetti. Sendikaların daha çok mücadele ve dayanışma için de olması gerektiğini, kadınların da mücadelede öne çıkmaları gerektiğinden bahsetti. Kadınların ucuz işgücü olarak kullanıldığını, töre cinayetlerine kurban gittiğini, AKP hükümeti döneminde kadın kimliğinin yok edilmeye çalışıldığını buna karşı durmak gerektiğini ifade etti. KESK’in kadın yöneticilerine yönelik tutuklamaları kınayan Över, sendikaların güçlenmesi için kadınların örgütlenmesi ve yönetimlere seçilmesi gerektiğini vurguladı.

Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkan Danışmanı Gürsel Köse söz alarak; Savranoğlu ve Billur Tuz İşçilerinin mücadelelerinin süreçlerinden ve işverenlerin işçiler üzerinde kurdukları baskı ve yıldırma politikalarından bahsetti. İşçilerin hiçbir baskıya boyun eğmediklerini ve eğmeyeceklerini dile getiren Köse, Savranoğlu İşverenini Deri İş Sendikasıyla masaya oturmaya çağırdı. Direnişler olarak birlikte ve dayanışma içinde olmaya devam edeceklerini dile getiren Köse, işverenin adım atmaması halinde mücadeleyi daha da yükselteceklerini bunun uyarı olarak dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Deri-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Makum Alagöz söz alarak mücadelelerinin 200. gününde olduklarını fakat her gün 2. günündeymiş gibi hissettiklerini ifade etti. Alagöz,  1 Mart itibariyle işverenin herhangi bir adım atmaması halinde eylemlerinin çeşitleneceğini belirterek işçilerin kazanmaya kararlı olduklarını sendika hakkından vazgeçmeyeceklerini ifade etti ve kazanıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini vurguladı. Makun Alagöz, SGBP Kadın Koordinasyonuna ve İzmir Şubelerine anlamlı ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti.

Ziyaretler sloganlarla sona erdi.

SGBP Kadın Koordinasyonu